Rahatanne ve Rahatbaba 23 aylık Keremio ile Portekizde

Merhabalarr??

Size bugün 2017 yılı Haziran ayında gerçekleştirdiğimiz Portekiz seyahatimizden bahseyim. Hem çocukla tatil nasıl olur, hem de seyahat rehberi tarzında olsun.

Uçuşumuzla başlıyorum yine. Thy istanbul aktarmalı Porto uçuşumuz Adana bağlantılıydı. Bavullarımızı Adanadan verdik Portoda aldık. Sadece Kereme hazırladığım el bagajı ve Keremin baston pusetini uçağa verdiğimiz için İstanbulda geri aldık. 

Keremin el bagajında oyuncakları, ilk yardım seti, ateş düşürücü şurubu (her seyahatte alırım ama çok şükür kullanmadık henüz) ve bez ıslak mendil altaçma gibi ilk aşamada lazım olacak şeyleri aldım yanımıza. Ve en çok işimizi gören yine suluk ve biberonu da unutmayalım. Uçağa binince hemen hosteslerden biri yanımıza gelir ve 2 yaş altı olduğu için emniyet kemeri ve can yeleği verir. O esnada bir isteğimiz olup olmadığını sorduğunda hemen yastık ve sütü istiyorum( tabi çocuğunuzda laktoz intoleransı yoksa). Kerem uykuyu seven ve sütüde çok seven bir çocuk olduğu için işimiz kolay oluyor. Kalkışa geçince eğer emzirmeye devam ediyorsanız mutlaka ya emzirin ya da biberonu eline verin. Basınçtan kaynaklı oluşan kulak ağrısı ve baş ağrısını engellemeye yardımcı oluyor kesinlikle.


Eğer uçuşunuz 3 saatin üzerindeyse çok rahat iki film bitirebiliyorsunuz. Ben bitirdim hatta üçüncüde çok sıkıcı olunca hızlandırarak sonunu gördüm? uyanık olduğu esnalarda çizgi film açıp o şekilde de oyalayabilirsiniz. Ya da yanınızda muhakkak ilgisini çeken bir oyuncak bulundurun. En korktuğum uçakta ağlayan çocuğun annesi olmak çünkü? o yüzden tedbirimi alıyorum ki böyle birşey yaşamayayım diye. Şimdiye kadar iki yılda toplam 10 kez uçağa bindik beraber ve Kerem gayet keyifli inip bindi. Artık alışmıştır sanıyorum?

Uçağın lavabosunda mutlaka alt açma aparatı olduğu için tek başınıza çok rahat bir şekilde altını değiştirebilirsiniz. Bana en çok sorulan soruları böylelikle cevaplamış oluyorum.


Atlas okyanusuna kıyısı olan ve iber yarımadasıyla kesişen ve iklimi Akdenize benzeyen bu güzel ülkenin kuzey şehirlerinden Porto,Braga ve başkent Lizbonu gezme fırsatımız oldu 10 günde.

İlk durağımız Portoydu. Portekizin kuzeyinde yer alan Porto Lizbondan sonra ülkenin en büyük ikinci şehridir. Douro nehrinin kenarında kurulmuş ve tepeler üzerinde yerleşim olan şehrin bir bölümü 7 tepe üzerine kurulu. Önce roma imparatorluğu ve daha sonra uzun süre arapların egemenliğinde kaldığı için şehir çok fazla gelişim gösterememiş ve Arapların izlerini her yerde görebileceğiniz şekilde mimariyede iz bırakmışlar. Şehrin en önemli ihracat ürünü Porto şarabı dünya çapında da üne kavuşmuştur. Bizde şaraplardan alarak çoğu ev yapımı olan harika tadımı olan şarapları deneyimledik. Sokaklarda dahil gezerken heryerde asma bahçelerini ve üzümleri görebilirsiniz. Biz haziran ortasında orda olduğumuz için üzüm koruk dediğimiz firik haldeydi ve malum bende hamile olduğum için dayanamayıp bol bol ekşi ekşi yedim?
Yokuş üzerinde nehir yatağına kurulmuş şehri ine çıka gezdik ve yanımızda pratik baston puset olmasının avantajını yaşadık. 149TL ye aldığım puset iki yıldır çok işimizi gördü rahat katlama ve hafif olması sayesinde. Diğer travel system dediğimiz çok aparatlı arabamızda Barcelona gibi dümdüz fazla yokuşu olmayan ve kaldırımsız şehirlerde çok işe yarıyor çünkü hem içinde rahat uyuyor hemde altını bile araba içinde çok rahat değiştirebiliyorsunuz. Travel system bebek arabamızda 2.100tl değerinde ama bana çekilişten çıktığı için hiç para vermedim? ve inanılmaz memnunum çok kaliteli ve çok pratik aynı zamanda hafif katlanması kolay. Şimdi Mila dada aynı arabayı kullanacağım. Arabayı Lorelli Travel System sitesinden bulabilirsiniz linki ekledim.

O kadar gezdiniz peki Kerem ne yedi derseniz, biz ne yersek onu yedi. Ona özel olarak bir beslenme hazırlamadım. Portoda Morina balığından yapılan içi peynir dolu yağda kızartılan Bacalhau yedik. Ribeira da gezerken churros atıştırdık tatlı olarak. Oda yine pankek gibi tatlı hamurun kızartılarak çikolata yada pudra şekeriyle sunumundan güzel hafif bir atıştırmalık.Dom Luis köprüsünden karşıya geçtik. Gaia bölgesini ve eski Portoyu birbirinden ayıran bu köprü dünyanın en uzun metal yapılı köprülerindendir.Eiffel kulesinden sonra akılda kalacak bu köprünün mimarı da Eiffel i yapan mimarmış. Ağırlıklı olarak şehrin Baixa denilen bölgesinde gezdik. Tarihi yapılara hiç dokunmadan 900 yıllık mimarilerin arasında alışveriş merkezlerini birbirinden güzel kafeleri bulmanız mümkün. Praça de liberdade meydanından sonra tekrar dönüş için trenle geldiğimiz Estaçao de Sao Bento tren istasyonuna geri geldik. 

Kerem uyudu mu hiç derseniz öğlen tam 2 saat arabasında bu şekilde boyunlukla uyudu.

Portoda sabah 8den akşam 9a kadar tam 11 saat boyunca çok fazla nokta gördük. Bunlardan biri de Liviaria Lello kütüphanesiydi. Harry Potter ı okuyanlar ve izleyenler iyi bilir. Portoya kadar gelip oraya geçmemek olmazdı. Lonely Planet tarafından da Avrupanın en güzel kitapçılarından seçilen bu sahafı gezmek için 4€ veriyorsunuz ama içerde satın alacağınız herhangi bir kitaptan giriş ücretini düşüyorlar. Harika bir uygulama. Yani siz okuyun yeter demenin bir yolu??


Sonra biraz yukarılara doğru çıkıp Portoya tepeden bakacağınız bir noktaya geliyorsunuz ve orada sizi 18.yy da Barok mimariyle inşa edilmiş 76mt yüksekliğinde Clerigos kilisesi karşılıyor. Kilisede çok fazla merdiven olduğundan sadece Emre çıktı biz aşağıda yine yerel tatlılardan denemeye devam ettik.

Dolu dolu Porto maceramızdan sonra ertesi gün Bragayı gezdik. Portekizin en eski şehirlerinden biri olan Braga aynı zamanda inanç merkezi olarak kabul edilmektedir. Ülkenin en büyük kilisesi olan Bom Jesus ta Bragada bulunmaktadır. Bom Jesus a çıkarken ya merdivenleri yada funicular denilen suyla çalışan asansörle yukarı çıkıyorsunuz ve sizi inanılmaz bir manzara eşliğinde 1857den beri neoklasik mimarisini koruyan bir kilise ve sarkıtlarla süslenmiş yapay havuz karşılıyor. Koyu katoliklerin çoğunlukta olduğu Braga şehrinde inancın ne kadar önemli olduğunu kiliselerin yüzyıllardır özenle muhafaza edilmesinden de anlayabilirsiniz. Merdivenleri yukarı doğru takip ettiğinizde sizi küçük bir gölet ve yanında sandallar karşılıyor ki hem sessizlik hemde yeşilin binbir tonuyla olduğunuz yerden kalkmak istemiyorsunuz.


Şehire tekrar indiğimizde bizi heryerde göreceğimiz porselen çiniler, mantardan yapılan çantalar,cüzdanlar,terlikler,çok fazla el işi, dantel ve yine el yapımı enstrümanlar karşılıyor. Nüfusu 170.000 i geçmeyen sakin şehir festivaller oldumu birden bire kalabalık karnaval alanına dönüşüyor. Bizim orada olduğumuz tarihte Lizbon günü, ulusal bayramları olmak üzere iki festivalin ortasına düştük ve inanılmaz eğlendik. Ciddi ve disiplinli bir çalışma ile harika sokak gösterileri ve tam bir senkronize showlarıyla bize görsel ziyafet yaşattılar.



Bragada ne yedik ne içtik diye sorarsanız Portekizin meşhur tadlarından Franchesina yı meşhur Taverna Belga da yedik. Sakin gönünen Braga da rezervasyonla gidilen ve önünde kuyruklar olan değişik bir mekandı ama övdükleri kadar varmış gerçekten çok değişik sosla büyük bir biftek ğzerine bolca kaşar peyniri ve altta farklı bir ekmek,istersen üzeri yumurtalıda yiyebiliyorsun. Biz her ikisinide denedik. Sonra meşhur bir homemade burgerci, nut bragada churros, waffle,crepe ve başka hatırlayamadığım değişik tatlar farturas gibi. A brasileria da Braganın meşhur kahve dükkanı. Her zaman çok kalabalık ve merkezi konumda köşe başında olan çok keyifli kocaman bir kahve dükkanıydı ve gerçekten harika kahveleri vardı.


Bu kadar yeme içmeden sonra pazar günümüzü doğayla içiçe geçirmek adına bölgenin meşhur doğal parkı Peneda Geres National Park a gittik. İnanılmaz doğal güzellikleri bünyesinde barındıran devasa büyüklükte bir alana sahip bir doğal park. Ama inanın her köşesini bir günde gezemedik o kadar çok noktası vardı.


Yine çok şanslı günümüzdeydik ve hava harikaydı. Bu gördüğünüz berraklıktaki nehirde yunusla gezme fırsatıda yakaladık. Ve dünya çapında meşhur bisiklet turu Granfondoyuda izleme şansını yakaladık. Bitiş noktasına çok yakındık ve bitişi izledik. Buna en çok Emre sevindi tabi?


Gezerken en çok dikkatimizi çeken heryerin inanılmaz temiz olmasıydı. Çok kalabalık ve popüler bir gezi noktası olmasına rağmen insanlar o kadar özenli ki çevre temizliği konusunda, asla bir çöp dahi göremezsin yollarda. Çok keyifli bir günün ardından evimize geçtik ve Lizbon gezimiz için dinlenmeye başladık.

Gelelim Lizbona…?

Lizbonun büyüklüğünden ve gezilecek çok fazla nokta olmasından ötürü biz Lizbona 3 gün 2 gecemizi ayırdık. Bragadan sabah 6 da hızlı trenle Lizbon Santa Apolonia İstanyonuna 4 saatte vardık. Ve kapıdan çıkar çıkmaz karşıdaki city otellerden birine yaptırdığımız rezervasyonla işimiz oldukça kolaydı. Hemen çantalarımızı odaya bıraktık ve vakit kaybetmeden şehir turumuza başladık. İlk gün daha çok yürüyerek gezdiğimiz şehri 2. ve 3. gün 48 saatlik city tour otobüslerinden tramvay dahil olan seçeneğinden alarak kişi başı 30€ya orada olduğumuz süre boyunca ulaşım olayımızı hallederek gezdik. City tour otobüslerin en güzel tarafı istediğin noktada inip sonra tekrar binebilmen oluyor ve gidene kadar tüm bilgileri de kulaklık sayesinde guide tan dinleyebiliyorsun. Eğer gideceğiniz şehir Paris,lizbon gibi büyük şehirlerse kesinlikle kırmızı otobüsler en güzel gezme aracı. Tavsiye ederim. Gelelim Lizbondaki gezdiğimiz noktalara…


Lizbon Sao Jorge Kalesi

Lizbon Gezilecek Yerler arasında bulunan Sao Jorge Kalesi şehri tepeden seyredebileceğiniz en güzel noktalardan birisi. 12. yy’da araplardan ele geçirilen kale, şehrin önemli bir turistik değeri. Kalenin gözler önüne serdiği muhteşem Lizbon manzarası sanatçıları da çok etkilemiş.
Lizbon Kaşifler Anıtı

Lizbon Gezilecek Yerler yazımızın ilk sıralarında Kaşifler Anıtı bulunuyor. Lizbon bir kaşifler şehri, Vasco de Gama , Macellan ve daha bir çok ünlü kaşif bu şehirden çıkmış. 15. ve 16. yüzyıllarda yapılan keşifler Avrupa medeniyetini müthiş zenginleştirmiş, doğu medeniyetlerinin zenginliği anlaşılmış ve denizcilikte gelişmeler sağlanmış. Bunda Portekizli ünlü kaşiflerin ve onların destekçisi Prens Henry’nin büyük katkısı var. Sahilde bulunan Kaşifler anıtında en önde Prens Henry ve arkasında Vasco de Gama, Magellan ve diğer kaşifler sıralanmış.
Lizbon Belem Kulesi

Lizbon Gezilecek Yerleri arasında mutlaka bulunması gereken Belem Kulesi Lizbon’un çok önemli bir sembolü ve aynı zamanda kentin denizci kimliğinin göstergesi. Unesco Kültür Mirası ve Portekiz’in 7 Harikası listelerinde yer alıyor. Lizbon’u korumak için 1519 yılında yapılmış olan 30 m yüksekliğindeki bu kale, 1755 yılındaki büyük depremden hasar almadan kurtulmuş. Eskiden keşfe çıkan denizciler buradan izlenebiliyormuş. Şimdi ise Lizbonlular ve turistler için cazibe merkezine dönüşmüş. Bu bölgeye geldiğinizde bir de uçak göreceksiniz. Gago Coutinho ve Sacadura Cabral Lizbon’dan Rio de Janeiro’ya ilk okyanus aşırı uçak yolculuğunu 1922 yılında yapmışlar. Uçak anıtı onların anısına yapılmış.

 Lizbon 25 Nisan Köprüsü

Portekiz Lizbon Gezilecek Yerleri arasında bulunan 25 Nisan Köprüsünü Belem Kulesi ve Kaşifler anıtının hemen arkasında göreceksiniz. Köprünün adı 25 Nisan 1974 yılında gerçekleşen Karanfil Devriminden alıyor. Bu kansız ve şiddetsiz devrimin hikayesi de çok ilginç: askerler tanklarının ve silahlarının namlularına kırımızı karanfiller takarak demokrasiye geçmişler. Köprünün altından demir yolu geçiyor ve Almada – Lizbon şehirlerini birleştiriyor.

Lizbon Augusto Caddesi

Lizbon Gezi Rehberinde mutlaka olması gereken Augusto Lizbon’un en popüler caddesi. Avrupanın bir çok caddesi gibi sokak performansçılarının gözdesi. Augusto caddesinde seviye farkı olan 2 semti birbirine bağlayan bir asansör göreceksiniz. 1902 yılında ulaşımı kolaylaştırmak amacıyla yapılmış. Şimdi ise daha çok turistik amaçlı olarak kullanılıyor. Şehri tepeden görmek isterseniz bu asansörü kullanabilirsiniz. Lizbon yokuşlu bir şehir olduğundan pek çok noktadan şehri panoramik olarak seyredip fotoğraf çekebilirsiniz. Bu yüksek teraslara mirador deniyor.
Lizbon Alfama Semti

Alfama 12 yy. kalma bir semt ve Fado’nunda yurdu.Fado: Sevgililerini ve kocalarını deniz aşırı yolculuğa gönderen kadınların söylediği ağıt tarzında bir müzik türü. Alfama’da çok şeker, küçük, sevimli, süslü püslü evler hemen gözünüze çarpacaktır. Bu sıcacık bölgede keyifli bir yürüyüş yapmayı ihmal etmeyin, burayı çok seveceksiniz. Lizbon’da fayans kaplı evler dikkatinizi çekecektir. Havadaki su buharı oranı fazla olduğundan eski tip evlerin hepsi bu şekilde yapılmış. Daha sonra da şehrin karakteristiğini oluşturmuş durumda.

Daha nereler var nereler…

Baixa / Chiado bölgesindeki metro durağında indikten sonra ise (ki her yere yürüyebilirsiniz bence) göreceğiniz hatırı sayılır tarihi nokta Elevador De Santa Justa. Şehri yukardan görmeye yardımcı bu eski asansör dikkat çekici, fotoğraf meraklıları için de güzel bir aktivite olabilir.

Hemen bir durak ötedeki Rossio Meydanı ise ayrı bir şenlik bölgesi. Burada sıkça tavsiye edilen Cafe Nicola‘ya giderek sosyal görevimizi yerine getirdik. Bize burada Portekizlilerin meşhur içkisi Ginjinha / Ginja ikram ettiler. Vişneli ve harikaydı. Bence burada yemek yemek yerine sadece akşamüstü içkilerinizi yudumlayabilirsiniz.
Bizim oralara, yani Alfama’ya doğru yürümek isterseniz yol üstünde pek meşhur bir katedral olan Sé de Lisboa (Lizbon Katedrali) var. Muazzamdı.
Terreiro do Paço metro istasyonu ile Santa Apolónia metro istasyonu arası gezmek için çok keyifli. Bu nedenle metroya binerek harcamayın derim. Yürüye yürüye IGREJA SANTO ANTÓNIO DE LISBOA (Kilise), Casa dos Bicos, Igreja de Santo Estêvão (Mükemmel Manzara), Museu do Fado, Paróquia de São Vicente de Fora, Jose Saramago Foundation ve National Pantheon (Biraz daha yukarılara doğru, gün batımı için ideal) gezilebilecekler arasında.

Lizbon Fado Müzeleri

Lizbona gidip bir Fado müzesi gezmeden ya da Fado müziği dinlemeden dönmeyin. Lizbon’a gidip de “Amália Rodrigues kim arkadaş?” demek biraz abes olabiliyor. Zira Arda bir ara “Sezen Aksu mu çalıyor?” şeklinde şaşkınlık belirtileri de göstermişti. Oraların Sezeni, Ajdası. Daha içlisi. Biz de oradan bir ses, burada bir kapıda durup dinleyelim derken sonunda A Vielo do Fado ‘yu bulduk. İnanılmaz etkilendiğim bu müzik tarzı Türkiye ye döndüğümde de direk dinleyeceğim ve bu keyfi devam ettireceğim bir müzik türü oldu.

Alfama da girilmedik ara sokak çıkılmadık merdiven bırakmadık. Baixa bölgesinde de…

Birşehri gezerken popüler noktaları mutlaka gezmek gerekir evet katılıyorum ama ara sokaklarında kaybolduğun ve minik dükkanlarında harika tatlar ve hediyelikler keşfettiğin o sokaklar senin o şehirle bütünleşmeni sağlıyor.

2 thoughts on “Rahatanne ve Rahatbaba 23 aylık Keremio ile Portekizde

  1. Ya ne kadar güzel geziyorsunuz imreniyorum çok güzel resimleriniz. Benim kızım 4 yaşında ama ilk iki yıl ne çektim ben bilirim. Kolik doğdu sonrada hep kustu. Biryere çıkmak istemezdim. Daha yeni yeni kendimi görüyorum. Portekizi bırakın annemlerin yanına 1 saatlik mesafeye gitmek olaydı bizim için. Siz gezin biz izleyelim. Çok güzelsiniz bu arada oğlunuzda maşallah

    1. Çok teşekkür ederim. Bebeğinizde sağlık sorunları olduğu için birşey diyemem tabi hiç kolay olmasa gerek huzursuz ve sürekli kusan bir bebek. Umarım geçmiştir. Keremin sorunsuz büyümeside rahat gezmemize etken oldu tabi. İnce yorumunuz için çok teşekkür ederim??

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir